Ney Enstrumanı ve Tarihi

 Ney enstrumanının tarihine geçmeden önce Müzik tarihi konusuna kısacık değinelim:

 İnsanların ilk müzik alıştırmaları olarak ellerini kullanıp alkışlamarını

ilk müzikal aktiviteler olarak tanımlayabiliriz.

 Sonraları, doğada bulunan nesneleri birbirine vurarak (taşları vurarak,

ağaç kırıntılarından ses çıkartarak) ritm duygularını gelişmiştirlerdir.

  Zamanla müzik bilimi daha disiplinli bir şekil alarak, ritm enstrumanları ortaya çıkmıştır.

 Daha sonra törenlere katılmak için ve çeşitli gösterlier yapmak için nefesli enstrumanlar ve

  İzleyeceğiniz belgesel, Müziğin doğuşundan Sanayi Devrimine kadar olan

tarihsel süreçi çok iyi bir biçimde anlatılıyor:

 

 Şimdi de en eski Türk enstrumanlarına çok kısaca göz atalım:

Ağız Kopuzu :

  Ağız Kopuzu melodi çalan en eski Türk çalgılarındandır.

  Ağız Kopuzu en eski Türk çalgısıdır. MÖ 3. ve 6. Yüzyılda örnekleri bulunmuştur.

  Amerika'da Yetenek Sizsiniz programına katılan katılan Yakut Türklerinden Olena Uuti,

ağız kopuzu enstrumanını adeta konuşturmuş:

 

 Ayrıca, Hababam sınıfı film müziğinde de Ağız Kopuzu enstrumanını duyabilirsiniz:)

 

Çeng :

 Tarihte, Sümerler devrinde 21 telli çalgı olarak ÇENG enstrumanını görmekteyiz.

 Eski Mısırlı'larda, Asurlular'da, İbraniler'de, Babiller'de, Eski Yunanlılar, Romalılar'da ve antik kavimlerde,

çeşitli şekil ve büyüklükte Çeng enstrumanı görülmektedir.

 Çeng enstrumanı, İslam âleminde geliştirilmiş ve

sık bir şekilde kullanılmıştır.

 Bilinen en eski Türk enstrumanlarından bir tanesi de "Çeng"dir diyebiliriz.

Çenk Enstrumaný

  Çeng enstrumanı 18.yy da ise yavaş yavaş sönmüştür.

 Çengi : Çeng çalan kişiye verilen isimdir.

Müzik Tarihinde bir dönem başlıyor;

Almanya'da 35 bin yıllık flüt bulundu

  Arkeologlar Nicholas Conard, Susanne Münzel ve Maria Malina'ya göre 35 bin yıllık bu flüt ya da kaval,

Ach vadisinde bir mağarada parçalanmış bir şekilde bulundu.

 Güney Batı Almanya’da Ach vadisinde Hohle Fels Mağarası’ndan parçalanmış bir şekilde bulunan bu flüt,

12 parça halinde bulunmuş olup uzunluğu 22 santimetre, çapı ise 2,2 santimetredir.

 Flütte kesici taş aletlerle özenle delinmiş olan 5 delik ve bir ucunda da V şeklinde bir girinti bulunuyor.

Girintinin ağızlık olduğu tahmin ediliyor.

  Conard ve ekibi daha önce de Hohlen Fels mağarasında aynı dönemden kalma

Dünyanın en eski heykeli Venüs heykelini bulmuştu.

Bu buluntular ile yine aynı bölgeye ait ve fildişinden yapılmış diğer bulunan üç flüt de

erken taş devri dönemindeki

Aurignacien kültürüne (M.Ö. 40.000 ile 10.000 yıl önce) ait.

  Bu arkeolojik buluntular Darwinistlerin, insanların maymunlara ortak bir atadan geldikleri iddiasını bir kez daha yalanlamaktadır.

SONUÇ:

 - İnsanlık tarihinde müzik ilk ritmlerle başlamıştır.

  - Daha sonra nefesli enstrumanlar bulunmuştur.

Ney enstrumanı ile ilgili bilgi:

  Değerli Ney severler, Neyzenler ve araştırmacılar;

  İnsanlık tarihinin en eski sanat dallarından biri olan müziği belirli bir topluma mâl etmek olanaksızdır.

  Ne zaman, nerede, nasıl, ne amaçla ve kimler tarafından yaratıldığı kesin olarak bilinmeyen müziğin,

insanlık tarihiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktığı varsayılmaktadır.

  Bahsettiğimiz gibi müziğin geçmişi daha eskilere dayansa da Eskiçağ'da,

Anadolu'da müziğin ilk yazılı örnekleri Sümerlere aittir.

 Yaklaşık olarak MÖ 4. bin yılında Mezopotamya'ya göç eden ve M.Ö. 3200 yıllarında yazıyı icat ederek

Mezopotamya'yı yazılı tarih sahnesine taşıyan bu toplum, müzik tarihinde de önemli bir yere sahiptir.

  Örneğin Kramer, Sümerlere ait olan ve Anadolu'da bulunan müzikal yazıtların varlığından söz etmiştir.

  Sümer toplumunda dini ayinlerde müzik icra edilmiş, anneler bebeklerini uyutmak için ninniler söylemiş,

tarım işçileri de işlerini yaparken şarkılar mırıldanmışlardır.

 Sümer müziği, Mezopotamya'ya yine göç yoluyla gelmiş olan

Sami ırktan Babilliler tarafından biraz biçimlendirilmiş,

Asurlular ise mevcut müzikal birikimleri düzenli şekilde bir araya getirmişlerdir. 

 Mezopotamya'da önemli bir yere sahip olan müziğin, kökenlerinin Tanrısal olduğuna inanılmış,

bu nedenle bölgedeki tüm dinsel törenlerde müzik icra edilmiştir.

  Mezopotamya yazılı belgelerinden, müzik ile ilgili pek çok alan olduğu anlaşılmıştır.

  Örneğin; Yeni yıl bayramına ait kült uygulamaları,

bayram sırasında yapılan ziyafet ve kutsal evlilik törenlerinde çeşitli müzikal gösteriler yer almıştır .

 Frigler de el sanatlarında ve müzikte oldukça gelişmişlerdir.

  Eski Yunan Uygarlığında;

 Aristoteles'de kişilik üzerindeki olumlu etkilerinden bahsederek,

çocukların eğitiminde müziğe yer verilmesini tavsiye etmiştir.

  Ayrıca; Sadece neşeli olaylarda değil, savaşlar gibi, ciddi toplumsal olaylarda da müzik icra edilmiş,

askerlere komut vermek ve onları cesaretlendirmek için müziğin gücünden faydalanılmıştır.

 Örneğin; İkinci Messene savaşı tüm zorluğuyla devam ederken,

ozan Tyrtaios tarafından bestelenen savaş şarkıları Spartalıları

bu savaşa girmek için cesaretlendirmiştir.

  Ayrıca, eski Yunan Uygarlığında Platon,

çobanların syrinks (panflüt) adı verilen enstrumanları kullanarak sıkıntılarını giderdiklerini belirtir.

 Eski Yunan Uygarlığında;

Oyun başlamadan önce, salpinktesler enstrümanlarına üfleyerek,

oyunu izlemeye gelen seyircilerin susmasını sağlamıştır.

 Başta Herodotos Tarihi yazılı eseri olmak üzere, müzikle ilgili bu bilgileri edinmemize rağmen,

maalesef Ney enstrumanı ile ilgili bir bilgiye rastlamadık.

 Ancak, Eski Yunan Uygarlığında Neyden önce kullanılan bazı nefesli enstrumanları bilmekteyiz;

Aulos :

 Eski Yunancada kamış ya da boru anlamına gelen aulos, icra edilen en önemli nefesli çalgıdır.

 Çoğu modern kaynakta flüt ya da kaval olarak nitelendirilse de onlarla benzerlik göstermez.

Ağızlığı kamıştan yapılmış, gövdesi ise farklı hayvan kemiklerinden,

ağaçtan veya metalden olabilen aulos,

her biri bir elde tutulmak kaydıyla iki ana parçadan oluşmaktadır.

 Aulos, tipik bir doğu kökenli müzik enstrümanıdır.

 Söz konusu müzik aletinin icadı ise Yunanlılar tarafından tanrıça Athena'ya atfedilmektedir.

Mitolojiye göre Athena, aulosu icat etmiş, fakat çalarken yanaklarının şişip,

yüzünün çirkinleştiğini görünce de bu müzik aletini bırakmıştır.

 Aşağıdaki resimde Aulos enstrumanını görmektesiniz.

 Aulos

 

Syrinx ( Panflüt ) :

  Syrinx, aulostan sonra Yunan toplumunda en fazla tanınan enstrümanlardan biridir

 Farklı uzunlukta ve genişlikte kesilen, bu sayede farklı notalar elde edilen enstrüman,

tıpkı bir sal gibi yan yana dizilerek birbirine monte edilmiştir.

  Yan yana dizilen kamışlar üzerinde aulosta olduğu gibi parmak delikleri mevcut değildir.

 Yan yana getirilmiş kamışların içerisine eritilerek dökülen balmumu sayesinde

farklı notalar elde edilebilmekteydi.

  Yapımının kolaylığı ve kullanımının yaygınlığı sayesinde

en ilkel toplumlardan günümüze kadar gelebilmeyi başarabilmiştir.

  Aşağıdaki resimde Syrinx ( Panflüt ) enstrumanını görmektesiniz.

  Syrinx

 

Salpinx (Borazan) :

  Üflemeli bir çalgı olan salpinx, silindir şeklinde ince bir metal borudan oluşmaktaydı.

  Bu özelliği ile günümüzde kullanılan borazanın ve trompetin de atası sayılmaktadır.

 Özellikle sesinin gürlüğü, kalabalıklara uzak mesafelerden komut verebilme imkanı sağlamıştır.

  Bu özelliği nedeniyle, neredeyse modern zamanlara kadar ordular

tarafından kaçınılmaz bir işaret enstrumanı olarak kullanılmıştır.

  Söz konusu enstrümanın, diğer romantik enstrümanlar gibi,

yumuşakça çalındığına işaret eden antik kaynaklar da mevcuttur.

  Salpinktes, bir eliyle enstrümanı çalarken diğer elini göğsünün altına veya kalçasına koyardı.

  Bu hareket muhtemelen enstrümanın zor olan çalınmasını olanaklı kılmak içindi.

  Aşağıdaki resimde, farklı tonlarda Salpinx enstrumanını görmektesiniz.

Salpinx

 

  Alıntıları Kaynaklar sayfamızdan görebilirsiniz.

Ney enstrumanının tarihi:

 Ney enstrumanının yukarıda belirtilen enstrumanlardan sonra bulunduğunu düşünüyoruz.

 Zira bu tarih kitaplarının hiç birinde Ney enstrumanına yer verilmemiştir.

 Sadece varsayım olarak Ney sazını, ilk olarak uygarlık beşiği Mezapotamya'da

(Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölge)

Sümerler kullanmıştır diye bir bilgi kesin olmamakla birlikte vardır.

Sümerler, tarih itibariyle Milattan Önce 3500-2000 yılları arasında hüküm sürdüğüne göre

Neyin kökenini M.Ö 3000 li yıllara dayanıyor gibi eksik ve kesin olmayan bir bilgi vardır.

 Sümerlerde kamış çalgılar çeşitliydi.

Dikey ve yatay olarak icra edilenleri vardı.

Bu üflemelilere Tı-gı (Akatlar’da ti-gu, te-gu) Ka-gı (Ağız kamışı),

İmin-e, Gıg- Gıd, Gı-bu, Gıs-sır, Nâ (Akat dilinde nabu) gibi isimler verilmiştir.

Sümer müziği üzerine yazılmış en tafsilatlı eserlerden biri olan

The Music of Sumerians’da Francis Galpin, Sümer üflemelilerinden detaylı olarak bahseder.

Galpin’in bu çalışması, ney üzerine yazılmış birçok eserde temel kaynak olarak kullanılmıştır.

  Çalışma incelendiğinde Sümer üflemelilerinin birbirleriyle uzunluk,

perde sayıları, dilli olup olmamaları ve imal edildikleri malzeme gibi önemli konularda ayrıldıkları görülür.

Bu isimlendirmede önemli nokta Sümerlerin na dedikleri üflemelinin kamıştan yapılmasıdır.

Fakat bu üflemelinin adının na olması esas yapısı itibariyle Ney olacağı anlamına gelmez.

Metodolojik bir çalışmayla varılabilecek bu sonuca doğrudan ulaşmak yerine,

Sümerler’de Ney gibi kamış üflemelilerin olduğunu söylemek yerinde olacaktır.

  Sümerlerin kamıştan yapılan diğer bir çalgısı ise Ur bölgesinde MÖ. 2700 yılında bulunan

bir mühürde resmedilmiştir.

Açılı bir şekilde icra edilen çalgı eski mısırdaki Mait’in karşılığıdır.

Sümerlerin na (Akatlar’ın nabu) olarak andığı çalgı hüznü temsil eder.

Bunu şu Sümer duasından anlamak mümkündür:

“Kamış na gibi hüzünler içindeyim”

  Galpin’in bahsettiği Sümer flütleri ve bulundukları müzeler şöyledir

  1. Dikey Flüt: Arkaik Sümer mührü, Louvre Müzesi, Paris

2. Düdük: Babil Birs Nimrud’dan, Royal Asiatic Society, Londra

3. Çift Kamışlı Boru: Ur’daki en eski mezarlıktan (M.Ö 2800) Philadelphia Üniversitesi Müzesi

  Çift kamışlı flüt MÖ 2800 yılına aittir ve Ur bölgesinde bir mezarda bulunmuştur.

Çift kamışlı flüte Sümerler Sem, Akadlar Halhallatu derlerdi.

Ersemma denen özel ayinlerde ve günah çıkarma ayinlerinde bu çalgının icra edildiği bilinmektedir.

 

4. Çift Kamışlı Boru: Nippur heykelcik (M.Ö 2000) Philadelphia Üniversitesi Müzesi

5. Kancalı Kamış Boru: Susian heykelcik (M.Ö 750) Louvre Müzesi, Paris

6. Deniz kabuğu Korno: Ninova’dan (M.Ö 700) British Museum

7. Trompet: Asur rölyefi (M.Ö 700) British Museum

  Sümer üflemelileri böylece yukarıda özetlenmiş olup,

bu üflemelilerin Ney ile ilişkilendirilmesi sırasında akademik bir inceleme yapılmaması

süregelen yanlışlık tekrarlarına sebebiyet vermiştir.

Hüseyin Sadettin Arel ile başlayan ifadelerin birçok kaynakta tekrar edildiği görülmektedir.

Neyin gelişimi hakkında herhangi bir boşluğu doldurmayan bu bilgilerin

bilimsel bir yöntem ışığında irdelenmesi gereklidir.

Çalışmanın ana ekseninden sapmamak için Neyin ilk bulgularından ziyade,

Neyin tarih içerisindeki tanımları aktarılacaktır.

  Kırşehirli Yusuf İbn-i Nizameddin tarafından 1411 tarihinde yazılan Risale-i Musiki

adlı eserde Ney enstrumana yer verilmiştir.

  Kırşehrî neyin perdelerini şöyle anlatır:

“Nay al yukarudan aşagya yidi perdedür yidinci perde hemân rast evidür

ve ikinci perdeyi açasın dügâh olur eger bir perde dahi açasın çargâh olur

bir perde dahi açasın pençgâh olur bir perde dahi yukarudan açasun hüseyni olur

eger dilersen ki hisar ye gerdaniye ye muhayyer eyleyesin sigâh evinden

bir safîr idesin hisar olur eger çargâh evinden safîr idesin gerdâniyye olur

eger ısfahan evinden safîr idesin muhayyer olur”

Bu tarif Seydi’nin El Matla adlı eserinde tekrarlanır.

Tanımdan 15. yüzyılda da neyin - altısı önde biri arkada- toplam yedi perdesi olduğu anlaşılmaktadır.

  Kırşehrî’nin tanımı bir yana, Amasyalı Şükrüllah (1388?-1489?),

Kaşani’ye yakın bir tarifle pişe adında bir kamış çalgıdan şöyle bahseder.

Pîşe’i neydür âni bildirür.

Ve pîşeyi düzmek bildirür.

Pîşe bir naydur ki ânı kamıştan düzerler ki gayet degmiş ola.

Ya’ni yerinden ham kesilmemiş ola. Ve yahud iken dahi kurumuş olmaya.

  Yani geçmiş olmaya.

Ve pîşe düzdükleri kamışın eyüsi oldurki ani nişâburdan getüreler.

Ya’ni nişâbur vilayetinde yetişmiş ola.

Ve bu didiğümüz suretde kesilmiş ola.

Ve yahud tegmiş kamış ola. Ve gayet togru ola.

Ve pişenün uzunlugu bir karış ve iki parmakdan artuk gerekmez.

Amma bir karışdan dahi kısa gerekmez.

Ve eger pişenin avâzın zir olmak dileseler eksük itmeyeler.

Bu didügümüz gibi ideler.

Ve eger pîşenün avâzın bam olmak dileseler iki karış ve dört barmakdan ideler.

Bunun dahi delukleri yididür.

Amma ba’zı üstadlar tokuz dahi delerler.

Ve bunun delüklerinden kik gerekdür.

Ve uracak yirden delügi irak gerekdür.

7 yahut 9 delikli açılabilen pişenin Kaşani’deki bişe ile aynı çalgı olduğu;

Şükrullah’ın risalesinde, pişe hakkında kullandığı tüm bilgileri Kaşani’den aktardığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca 7-9 delikli yapısı göz önünde bulundurulursa Ney ile doğrudan alakalı olmayan bu çalgının,

Neyin gelenekteki isimleri arasında anılması da doğru değildir.

  17. yüzyıl kültür ortamı hakkında detaylı bilgiler veren Evliya Çelebi,

yaşadığı dönemde 160 kadar Neyzen olduğunu bildirir

ve Beşiktaş Mevlevihanesi Şeyhi Yusuf Dede’yi neyzenlerin en önde geleni olarak kabul eder.

Evliya Çelebi’nin bildirdiği devrin diğer neyzenleri şunlardır:

Berber Ömer Çelebi, Sarraç Ahmet Çelebi, Kefeli Derviş Mehemmed, Derviş Süleyman, Torlak Dede,

Sipah Ahmed Bey, Yenter Hasan Paşa, Derviş Kasım ve Küçük Derviş Ahmet.

Evliya Çelebi ayrıca 17. yüzyıl İstanbul’unda 4 Ney yapım atölyesi olduğunu,

burada toplam 13 kişinin çalıştığını bildirir.

Evliya Çelebi ney çeşitleri hakkında da çeşitli bilgiler verir.

Battal düheng, nay, girift, mansurşah, bolaheng, battal, davud, serheng

ve süpürge olarak bildirdiği Neylerin toplamda 12 çeşit olduğunu söyler.

  Avrupalı gezginler de ney hakkında kıymetli bilgiler verir.

Bunlar arasında Charles Fonton’un 1751’de tamamladığı

“Avrupa Musikisiyle Karşılaştırmalı Olarak Doğu Musikisi Üzerine Deneme”

başlıklı incelemesi anılabilir.

Fonton çalışmasında neyin üst kısmına takılan başparenin ölçüleri hakkında bilgiler verir.

 

  Türk çalgıları hakkında bilgi veren Avrupalı gezginlerden biri de Andre Villoteu’dur

(1759-1839)

Villoteu 1798-1800 yıllarını kapsayan notlarında Mısır’daki Türk çalgılarını incelemiş

ve bir şah Neyin ölçülerini vermiştir.

Bu notlara göre şah neyin boyu 77 cm, başpare yüksekliği 2,7 cm’dir.

Günümüzde 77 cm’lik ölçüde açılan bir Neyin, şah Ney olma ihtimali yoktur.

Bu ney, mansur ahenge daha yakındır.

Villoteu notlarında perde çaplarının 7 mm olduğunu ekler.

Villoteu’nun bildirdiği 7 mm’lik perde açkısı 1718’den günümüze birçok Neyde karşımıza çıkmaktadır.

 KAYNAK: NEY AÇKISININ TARİHİ ve TEKNİK GELİŞİMİ

DOKTORA TEZİ

Prof.Dr. ALİ TAN

 Mısırlı tarihçiler ise Ney'in icadını Tanrı Osiris'e (Mısır'da ilk dönem zamanı,

ölümsüz yaşam için diriliş Tanrısı) dayandırırlar.

 Mısır'da Neylerin doğru tutularak üflenenlerine Mam, eğri tutularak üflenenlerine de Sebi adını vermişler.

Mısır uygarlığında çifte Neylere de rastlanmış. Bu çeşit Ney'leri kadınlar çalarlarmış.

  Tevrat'ta da adı Hagub olarak bahsedilen bir tür Ney belirtilmektedir.

 Milattan Önce 1249' lu yıllarda Şan-Kiyen'in Çin'e götürdüğü söylenen çift borulu bir düdük çalgısı vardır.

Bu çalgı halen günümüzde Orta Asya'da kullanılmaktadır.

Koş-Ney adı verilen bu Ney başka bir ifade ile bildiğimiz Neyin atalarındandır.

  KOÞNEY

 Tarihte, Uygurlara (Kuruluş:744) ait çeşitli kabartmalarda da Ney figürlerine rastlanır.

 Aşağıdaki Gravürde, Uygurlardan kalma olduğu düşünülen bu eserde Han Selamlamasını görmektesiniz.

  Uygurlarda Ney

 Ayrıca Kaşgarlı Mahmut, Divânu Lügati't-Türk (1072-1074 yılları arasında yazılan eserdir )

adlı eserinde Ney enstrumanından,

Nay-i Turki diye bahseder.

Bilinen en eski Neyler

 KAYNAK: NEY AÇKISININ TARİHİ ve TEKNİK GELİŞİMİ

DOKTORA TEZİ

Prof.Dr. ALİ TAN

  Topkapı Sarayı Müzesi Koleksiyonu;

 Bilinen en eski Ney,

  Topkapı envanterindeki en eski Ney 1718 tarihlidir.

Neyin Derviş Karabaş Mehmed tarafından Sultan III. Ahmed’in Bevvabı Mehmed için açıldığı,

Neyin üzerindeki kayıttan anlaşılmaktadır.

Bu ney, Türk müzelerinde tespit edilen en eski Neydir.

Ayrıca müzedeki 3376 numaralı ney dışında hiçbir neyde başpare yoktur.

Bu nedenle perde analizi için başparesiz Neylerin üzerinde standart

1,9 cm’lik başpareler kullanılmıştır.

  Galata Mevlevihanesi Müzesi Arşiv

  Müze envanterindeki en eski ney Mustafa Kevseri’ye aittir.

Ney 1735 yılından günümüze gelen en eski Neylerdendir.

Müzede ayrıca Gavsi damgalı üç adet Ney vardır.

 Mevlana Müzesi Koleksiyonu

  Abdurrahman Şakir Bey(Abdülazizin Mab.) 1869

Ney, Emel Feza tarafından sunulmuştur.



  Neyzen Salim Bey 1870

Ney, Cemil BÜYÜKAKSOY tarafından sunulmuştur.



  Neyzen Aziz Dede 1870

Ney, Neyzen Şevki SEVGİ tarafından sunulmuştur.

  Niyazi Sayın Koleksiyonu

  III. Selim’den günümüze uzanan Ney ekolünün en önemli temsilcisi olan

Neyzen Niyazi Sayın’ın kişisel koleksiyonunda iki adet tarihi ney bulunmaktadır.

Neyzen Aziz Dede ve Kazasker Mustafa İzzet Efendi’ye ait bu iki Ney mansur Neylerdir (1838)

Neylerin bazı perdelerinde Niyazi Sayın tarafından kaydırmalar yapılmıştır (1870)

İyi durumda olan Neylerin üzerinde Niyazi Sayın yapımı boynuz başpareler yer almaktadır.

  Nuri Uygun Koleksiyonu

  Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden

Yrd. Doç. Dr. Nuri Uygun’un koleksiyonunda bir adet tarihi Ney bulunmaktadır.

Mansur ahenginde olan Ney, Neyzen Emin Dede’ye aittir ve oldukça bakımlıdır.

  Görmüş olduğunuz Ney, 1883-1945 yıllarından günümüze kadar gelmiştir.

 

  Aziz Şenol Filiz Koleksiyonu

 İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu emekli Ney Sanatçılarından

Aziz Şenol Filiz’in koleksiyonunda 4 adet tarihi Ney bulunmaktadır.

Koleksiyondaki Neyler şunlardır:

Aziz Şenol Filiz koleksiyonu 1 numaralı ney mansur(La) tonundadır.

Neyin, Kütahya Mevlevihanesi’nde Mehmet Saib Çelebi’nin (ölm.1812) postnişinliği sırasında

Neyzenbaşı olan Hasan Dede’ye ait olduğu bilinmektedir.

Hayatı hakkında bilgi bulamadığımız Hasan Dede’nin Şeyhi olan Saib Dede’nin

1812 yılında vefat ettiği bilinmektedir.

Bu nedenle neyin 1750-1820 yılları arasında tarihlendirilmesi doğru olacaktır.

Hasan Dede’ye ait mansur Ney, Neyzen Şevki Sevgin’den,

Neyzen Sencer Derya’ya; Sencer Bey eliyle de Aziz Şenol Filiz’e intikal etmiştir.

İzmirli Celal Dede’nin ve Kütahya Mevlevihanesi dervişlerinden

Hasan Dede’nin mansur Neyleri.

Bir neyin ise kime ait olduğu bilinmemektedir.

Aziz Şenol Filiz koleksiyonu Mansur tonundadır.

Aka Gündüz Kutbay koleksiyonundan intikal eden mansur Neyin dış yapısı,

Aziz Dede’nin Konya Mevlevihanesi’ndeki mansur Neyi ile benzerlik göstermektedir.

Ney, Aka Gündüz’ün oğlu Hakan Kutbay tarafından Aziz Şenol Filiz’e verilmiştir.



 

The University of Penn Museum of Archaeology bölümü ile uzun süren yazışmalarımız

sonunda âcizane bu en eski Ney resimlerini sizlere sunmaktayız.

  Görmüş olduğunuz Ney resimleri ilk kez, www.neyzenim.com web-sitemizde yayımlanmaktadır.

Bu resimleri diğer web-sitelerinde,

forum sayfalarında görürseniz kesinlikle sitemizden kopyalandığından emin olabilirsiniz.

İlk 7 perdeli Ney örneği aşağıda sunulmaktadır:

  Bu Ney ile ilgili detaylar aşağıda sunulmaktadır.

 

Flute

 

Flute

 

Object: 51-46-81A

 

Nesne: 51-46-81A

 

Native Name: Nay

 

Yerli İsim: Nay

 

Object Number: 51-46-81A

 

Nesne Numarası: 51-46-81A

 

Current Location: Collections storage

 

Geçerli Konum: Koleksiyonların depolanması

 

Provenience: Egypt

 

Yaygınlık: Mısır

 

Culture Area: North Africa

 

Kültür Alanı: Kuzey Afrika

 

Section: African

 

Bölüm: Afrika

 

Materials: Bamboo

 

Malzemeler: Bambu

 

Credit Line: Gift of the Philadelphia Museum of Art,

1951

 

Kredi Hattı: Philadelphia Sanat Müzesi hediyesi,

1951

 

Other Number 02-58A -

Philadelphia Museum of Art Number

 

Diğer Sayı 02-58A -

Philadelphia Sanat Müzesi Numarası

 

L-238-81A -

Old Museum Number

 

L-238-81A -

Eski Müze Numarası

 

A1014 - Seder Number

 

A1014 - Seder Numarası

 

Description:

Cane or reed flute with seven holes

 

Açıklama:

7 perdeli Ney

  İlk 7 perdeli Ney örneği aşağıda sunulmaktadır:

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Bu Neyde aşiran perdesi olarak belirttiğimiz arka kısımdaki perdeyi göremiyoruz.

 Ancak Ney ile ilgili açıklamalar kısmında, 7 perdeden olduğu belirtiliyor.

  Müze ile yeniden yazışıp Ney ile ilgili diğer resimleri de rica edeceğim.

1900 lu yıllardan Ney örneği aşağıda sunulmaktadır :

  Bu Ney ile ilgili detaylar aşağıda sunulmaktadır.

 

 

Flute

 

Flute

 

Object: AF102

 

Nesne: AF102

 

Native Name: Nay

 

Yerli İsim: Nay

 

Object Number:

AF102

 

Nesne Numarası:

AF102

 

Current Location:

Collections storage

 

Geçerli Konum:

Koleksiyonların depolanması

 

Provenience: Egypt

 

Yaygınlık: Mısır

 

Culture Area: North Africa

 

Kültür Alanı: Kuzey Afrika

 

Section: African

 

Bölüm: Afrika

 

Materials: Bamboo

 

Malzemeler: Bambu

Credit Line: Gift of Sarah

(Mrs. William D.) Frishmuth,

1900

 

Kredi Hattı:

Sarah'ın Hediyesi

(Bayan William D.)

Frishmuth,

1900

 

Other Number 02-58A -

Philadelphia Museum of Art Number

Diğer Sayı 02-58A -

Philadelphia Sanat Müzesi Numarası

 

L-238-81A -

Old Museum Number

 

L-238-81A -

Eski Müze Numarası

 

A1014 - Seder Number

 

A1014 - Seder Numarası

 

Description:

End blown flute of nine joints of bamboo ;

Each end of flute open.

Six frontal holes spaced in groups of threes.

One dorsal hole set far above first frontal hole.

Good condition.

Açıklama:

Dokuz boğumlu ilk Ney örneği;

 

  İlk dokuz boğumlu Ney örneği aşağıda sunulmaktadır:

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

  Bu resimde de Neyin arka kısmını göremiyoruz.

  Başpare de yok anca dikkat ederseniz üst kısım traşlanmış.

  Bu Ney dokuz boğumlu olması ve üflenecek kısmın traşlanması itibarı ile günümüze en yakın Neylerdendir.

7 perdeli ve dokuz boğumlu farklı bir

Ney örneği aşağıda sunulmaktadır :

  Bu Ney ile ilgili detaylaraşağıda sunulmaktadır.

 

Flute

 

Flüt

 

Object: AF104

 

Nesne: A104

 

Native Name: Nay

 

Yerli İsim: Nay

 

Object Number: AF104

 

Nesne Numarası: AF104
Current Location: Collections storage

Geçerli Konum:

Koleksiyonların depolanması

 

Provenience: Egypt

 

Yaygınlık: Mısır

 

Culture Area: North Africa

 

Kültür Alanı: Kuzey Afrika

 

Section: African

 

Bölüm: Afrika

 

Materials: Bamboo

 

Malzemeler: Bambu

 

Credit Line:

Gift of Sarah (Mrs. William D.)

Frishmuth, 1900

 

Kredi Hattı:

Sarah'ın Hediyesi

(Bayan William D.)

Frishmuth, 1900

  7 perdeli Ney örneği aşağıda sunulmaktadır:

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

  Aynı şekilde başparesiz bir Ney örneği daha.

Beş perdeli eski bir Ney örneği aşağıda sunulmaktadır :

  Bu Ney ile ilgili detaylar aşağıda sunulmaktadır:

 

Flute

 

Flüt

 

 

Object: AF105

 

Nesne: A105

 

 

Native Name: Nay

 

Yerli İsim: Nay

 

 

Object Number: AF105

 

Nesne Numarası: AF105

 

Current Location:

Collections storage

 

Geçerli Konum:

Koleksiyonların depolanması

 

Provenience: Egypt

 

Yaygınlık: Mısır

 

 

Culture Area: North Africa

 

Kültür Alanı: Kuzey Afrika

Section: African

 

Bölüm: Afrika

 

 

Materials: Bamboo

 

Malzemeler: Bambu

 

Credit Line:

Gift of Sarah (Mrs. William D.)

Frishmuth, 1900

 

Kredi Hattı:

Sarah'ın Hediyesi

(Bayan William D.)

Frishmuth, 1900

 Eski bir Ney örneği aşağıda sunulmaktadır:

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

  Günümüzdeki Neylerden oldukça farklı bir enstruman.

  Literatürde Ney olarak geçmesine rağmen gördüğünüz gibi Ney ile pek bir ilgisi yok.

Eski bir Ney örneği aşağıda sunulmaktadır :

  Bu Ney ile ilgili detaylar aşağıda sunulmaktadır.

Flute

 

Flüt

Object: 51-46-81B

 

Nesne: 51-46-81B

Native Name: Nay

 

Yerli İsim: Nay

Object Number: 51-46-81B

 

Nesne Numarası: 51-46-81B

Current Location:

Collections storage

Geçerli Konum:

Koleksiyonların depolanması

Provenience: Egypt

 

Yaygınlık: Mısır

Culture Area: North Africa

 

Kültür Alanı: Kuzey Afrika

Section: African

 

Bölüm: Afrika

Materials: Bamboo

 

Malzemeler: Bambu

Credit Line:

Gift of the Philadelphia Museum of Art, 1951

Kredi Hattı:

Philadelphia Sanat Müzesi hediyesi, 1951

 Eski bir Ney örneği aşağıda sunulmaktadır:

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

  Günümüzdeki Neylerden oldukça farklı bir enstruman.

  Literatürde Ney olarak geçmesine rağmen gördüğünüz gibi Ney ile pek bir ilgisi yok.

Zamanla ısının da etkisi ile Neylerde eğilmeler ve çatlamalar normal tabi.

 Ayrıca son 2 Neyde, Ney boğumları arasındaki mesafe oldukça uzun.

Günümüzde bu boğumların arası sık olan Kargı Kamışları tercih edilmektedir.

Bu neylerin hangi zamandan kaldıkları kesin olarak bilinmemektedir .

 Türkler M.S. 751 Talas Savaşı'ndan sonra Müslümanlığı gönüllü olarak kabul etmişlerdir.

Ancak Ney, Xlll. yüzyıldan itibaren İslâm Aleminde önem kazanmıştır.

Şüphesiz bunda Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî 'nin önemi büyüktür.

 Farabi, Onuncu yüzyılın ikinci yarısında müzik biliminde ilk Türk Nota sistemini, Ebced Notası olarak kullanmıştır.

1124 den sonraki yıllarda da Karahitayların (Doğu Karahanlılar) "Ayalgu" dedikleri kendilerine

ait bir nota yazısı geliştirip kullandıklarını sanıyoruz.

Bu nota düzeni şimdi kullandığımız nota sisteminden farklıdır.

 Karahitayların (1124-1211) Neyi, Orta Asya' da eskiden beri kullandıklarını ve

hatta onu tıpkı bir yan flüt gibi çaldıkları,

Gıyaseddin Nakkaş Hocanın Seyahatnâmesinde belirtiliyor.

  Asteklere ait Ney

 Meksika civarında yaşayan Astekler de törenlerde Ney benzeri çalgılar kullanmışlardır.

Neyin buralara kadar gelme ihtimali ise Orta Asya 'dan, Alaska'ya yapılan göçler olabilir.

Aslında o enstrumanlar Neye hiç benzemiyor bu sadece bir görüştür.

Tarihçilerimize saygı duyuyoruz.

 Aztec Flutleri

 

 Sümerlere (M.Ö. 3500 - 2000)

ait kazılarda bulunan Ney ve Ney çalanlarını simgeleyen kabartma heykeller

günümüzde yine Penn Müzesinde sergilenmektedir.

 Mutasavvuf Ferittin-i Atar ise Neyin kökenini Hazreti Muhammed'in devrine dayandırır.

Hazreti Muhammed, damadı olan Hazreti Ali'ye bir gün bazı mânevi sırlardan bahsetmiş ve sır olarak aralarında kalmasını söylemiş.

Hazreti Ali de ağzını tutamamış ve gitmiş bir kuyunun içerisine bu sırları haykırmış.

  Allah, o kuyuda uzun bir kamış yaratmış ve bir gün deve otlatan bir çoban bu kuyudaki kamışı görünce kesmiş ve bir Ney yapmış.

Peygamber efendimiz çobanı Ney üflerken görmüş ve dinlemiş.

Efendimiz, Neyin melodi olarak söylediği sırları kamıştan duymuş ve damadına :

"Sen Kuyuya sırlarımızı anlattın mı" diye sormuş.

Hazreti Ali de anlattığını itiraf etmiş.

Mutasavvuf Ferittin-i Attar'ın kitabında yazan hikayeyi tema olarak meşhur

Midas'ın Kulakları Efsanesine benzetebiliriz.

Minyatür ve Gravürlerde Ney :

 

 Minyatür ve Gravür örnekleri de bize Ney hakkında bilgiler veriyor.

 Topkapı Sarayı Müzesi'nde özellikle Hayreddin Paşa'nın yazmış olduğu Süleymannâme adlı eserde,

Nakkaş Osman'ın hazırlamış olduğu Surnâme adlı eserde farklı kitaplar, albümler ve levhalar içerisinde toplam 13.533 adet minyatür bulunmaktadır.

Sadece minyatürler, 451 cilt kitap ve albüm içerisinde toplanmıştır.

 Aşağıdaki minyatürde 1558 yılında yapılan ve Süleymannâme adlı eserde bulunan minyatür örneğini görmekteyiz.

 Süleymannâme, Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkışından 1558

yılına kadar olan olayları anlatan bir sanat eseridir.

Süleymannâme'de 69 adet minyatür bulunmaktadır. Eserin yazarı Fethullah Arif Çelebi'dir.

 Neyin uzunluğu yaklaşık olarak 60-65 cm olarak tahmin edilmektedir.

Her iki Neyzen de Neyleri sağ el üstte olacak şekilde üflüyor.Her iki Neyin de başparesini görebiliyoruz.

 Bu minyatür,Topkapı Sarayı Müzesinde bulunmaktadır.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Klasik Dönem Osmanlı minyatür sanatının en önemli yapıtlarından birisi de Surnâme'dir.

Surnâme'nin konusu Sultan 3.Murat'ın oğlu Şehzade Mehmet sünnet töreni için hazırlattığı muhteşem düğündür.

Yabancı ülke temsilcilerinin de davet edildiği ve dünya ülkelerine İmparatorluğun kudretini

göstermek amacıyla bu düğün 52 gün sürmüştür.

Surnâme, 1582 yılında Sultan 3.Murat Han için hazırlanmıştır.

Nakkaş Osman ve ekibi tarafından 250 minyatürle yapıldığı kayıtlara geçen eserin bazı sayfaları eksiktir.

Alttaki minyatürde Neyzen ve diğer enstrumantistleri görmektesiniz.

(Topkapı Sarayı Müzesi İntizami Surname-i Hümayun)

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Aşağıda gördüğümüz minyatür de aynı şekilde İbrahim Paşa Sarayında sünnet düğününden bir örnek mevcut.

Minyatürde düğün ile ilgili gösteriler sunan ve meydanda müzik yapan bir topluluk görülüyor.

 Minyatürde iki adet Neyzen bulunmaktadır.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Lala Mustafa Paşa ve müzisyenleri alttaki eserde görmekteyiz.

Mustafa Ali'nin Nusretname adlı eserinde bu minyatür mevcuttur.

Lala Mustafa Paşa'nın doğu seyahatinde Konya'da mola vermesi sırasında yapılan minyatürdür.

Eser halen Topkapı Sarayı Müzesinde bulunmaktadır.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Aşağıdaki minyatürde, Okmeydanı'nda Sultan Üçüncü Ahmet'in huzurunda müzik yapan bir grup müzisyeni görüyoruz.

 Neyzenler, diğer minyatürlerden farklı olarak başlarına Sikke de giymişler.

Yalnız bu müzik grubu, Mevlevi Klasik Saz topluluğu olarak düşünülmemelidir.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

  Aşağıdaki eserin Ney ile ilgisi olmasa da önemli bir gravür örneği olduğu için sunumunu yapmaktayız.

 Süleymaniye Kütüphanesi'nde (İstanbul'da) yer alan bu eser,

Osmanlı görsel kültürün toplumsal korkuları ve beklentileri doğrultusunda çeşitlendirilmesini gösteriyor.

 Eserde gördüğünüz gibi kıyamet gününde İsrafil meleğinin Sur Borusunu üflemesi betimlenmiş.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Alttaki eserde ise Levni'nin müzisyenlerden oluşan bir minyatürünü görmekteyiz.

 Dört bayandan oluşan bu eserde gördüğünüz üzere, zurna, pan flüt, tanbur ve daire adlı enstrumanlar kullanılmış.

 Eser 1720-1730 yıllarında yapılmış bir Levni klasiğidir.

Topkapı Sarayı Müzesinde sergilenmektedir.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Aşağıdaki minyatürde gördüğünüz gibi iki adet Neyzen mevcut.

Neyzenlerin, iki eli de Neyin perdelerinin üzerindedir.

Neyleri, sanki klarnet çalar gibi düz tutmuşlar.

Minyatürün boyutu 8x6,4 cm civarındadır.

 Bu minyatüre yazma adı Külliyati Kâtibi olan ve kasidelerden oluşan külliyatta rastlıyoruz.

Külliyati Kâtibi , 271 sayfadan oluşmaktadır.

 Minyatür, Sultan'ın maiyeti ile eğlenmesini gösteriyor.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Topkapı Sarayı Müze Kütüphanesinde R.989 yazma adı :

Külliyatı Katibi, yazarı Şemseddin Muhammed B.Abdullah Nişapuri burada Çeng, Def ve Ney sazlarını görmekteyiz.

(Alttaki Resim)

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 1500 lü yıllarda da Viyana-Avusturya Ulusal Kütüphanesinde bulunan at Codex Vindobonensis adlı kitapda

bir Kadın Neyzen Gravürü vardır.

(Alttaki Resim)

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 İstanbul'un Fethinden sonra Orientalist Ressamlar da Ney, Neyzen ve Semazenlerden etkilenmişlerdir.

Aralarında tambur, def, ud enstrumanlarını konu alan pek çok resimler yapmışlardır.

 İşte bu eserlerden bir örnek :

11 Mayıs 1824 - 10 Ocak, 1904 tarihleri arasında yaşamış Fransız ressam, heykeltıraş ve öğretmen, Jean Leon Gerome''ye ait olan

Whirling Dervishes (Semazenler) adlı tablosu :

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Ney sazı günümüzde Arap ülkelerinin hepsinde, Hindistan'da, İran'da, Orta Asya'da ve ülkemizde

etnik saz statüsünü aşmış bir enstruman olarak kullanılan ve

hâla popülerliği ön planda olan bir enstrumandır.

 Son zamanlarda Klâsik Türk Müziği ve Tasavvuf Müziği icralarıyla kalmayıp,

Halk müziği, Pop müziği, Fantazi müzik tarzı ve çeşitli türdeki piyasa müzikleri olarak nitelendirdiğimiz türlerde,

dünya müzik türlerinde Reggae, Lounge, Chill Out müzik türlerinde de renk sazı olarak kullanılmaktadır.

  Alıntıları Kaynaklar sayfamızdan görebilirsiniz.

 

Sayfa Başı

© www.neyzenim.com Neyzen Zeki Sözen