ANA SAYFA

 

 

 

   

 

    

Ney Enstrumanı ve Tarihi

 Ney enstrumanının tarihine geçmeden önce küçük bir müzik tarihi konusuna değinelim:

 İnsanların ilk müzik alıştırmaları olarak ellerini kullanıp alkışlamarını ilk müzikal aktiviteler olarak tanımlayabiliriz.

 Sonraları, doğada bulunan maddeleri birbirine vurarak (taşları vurarak, ağaç kırıntılarından ses çıkartarak) ritm duygularını gelişmiştirlerdir.

  Zamanla müzik bilimi daha disiplinli bir şekil alarak, ritm enstrumanları ortaya çıkmıştır.

 Daha sonra törenlere katılmak için ve çeşitli gösterlier yapmak için nefesli enstrumanlar ve diğer telli enstrumanlar icad edilmiştir ki bunların başında Çeng gelir.

 

 

Çeng :

 Tarihte, Sümerler devrinde 21 telli çalgı olarak ÇENG enstrumanını görmekteyiz.

 Eski Mısırlı'larda, Asurlular'da, İbraniler'de, Babiller'de, Eski Yunanlılar, Romalılar'da ve antik kavimlerde,

çeşitli şekil ve büyüklükte Çeng enstrumanı görülmektedir.

 Çeng enstrumanı, İslam âleminde geliştirilmiş ve sık bir şekilde kullanılmıştır.

 Sonuç olarak :

 Bilinen en eski Türk enstrumanı "Çeng"dir diyebiliriz.

Çenk Enstrumaný




Çenk Enstrumanından bir taksim dinlemek için tıklayınız.

 Sovyet Bilim Adamları Rudenko ve Griaznov, Altay'ların Pazırık ve Başadar vadilerinde bu enstrumanı araştırmalar ve kazılar sonucunda bulmuşlardır.

Bulunan Çeng enstrumanının, Milattan Önce 1700 lü yıllardan kaldığı sanılmaktadır.

 Çengi : Çeng çalan kişiye verilen isimdir.

 

 

Ney :

  Değerli Ney severler, Neyzenler ve araştırmacılar;

  İnsanlık tarihinin en eski sanat dallarından biri olan müziği belirli bir topluma mâl etmek olanaksızdır.

  Ne zaman, nerede, nasıl, ne amaçla ve kimler tarafından yaratıldığı kesin olarak bilinmeyen müziğin, insanlık tarihiyle eş zamanlı olarak ortaya çıktığı varsayılmaktadır.

  Bahsettiğimiz gibi müziğin geçmişi daha eskilere dayansa da Eskiçağ'da, Anadolu'da müziğin ilk yazılı örnekleri Sümerlere aittir.

 Yaklaşık olarak MÖ 4. bin yılında Mezopotamya'ya göç eden ve MÖ 3200 yıllarında yazıyı icat ederek

Mezopotamya'yı yazılı tarih sahnesine taşıyan bu toplum, müzik tarihinde de önemli bir yere sahiptir .

  Örneğin, Kramer Sümerlere ait olan ve Anadolu'da bulunan müzikal yazıtların varlığından söz etmiştir.

  Sümer toplumunda dini ayinlerde müzik icra edilmiş, anneler bebeklerini uyutmak için ninniler söylemiş,

tarım işçileri de işlerini yaparken şarkılar mırıldanmışlardır  .

 Sümer müziği, Mezopotamya'ya yine göç yoluyla gelmiş olan Sami ırktan Babilliler tarafından biraz biçimlendirilmiş,

Asurlular ise mevcut müzikal birikimleri düzenli şekilde bir araya getirmişlerdir. 

 Mezopotamya'da önemli bir yere sahip olan müziğin, kökenlerinin Tanrısal olduğuna inanılmış,

bu nedenle bölgedeki tüm dinsel törenlerde müzik icra edilmiştir.

  Mezopotamya yazılı belgelerinden, müzik ile ilgili pek çok alan olduğu anlaşılmıştır.

  Örneğin; Yeni yıl bayramına ait kült uygulamaları, bayram sırasında yapılan ziyafet ve kutsal evlilik törenlerinde çeşitli müzikal gösteriler yer almıştır .

 Frigler de el sanatlarında ve müzikte oldukça gelişmişlerdir.

  Eski Yunan Uygarlığında;

 Aristoteles'de kişilik üzerindeki olumlu etkilerinden bahsederek, çocukların eğitiminde müziğe yer verilmesini tavsiye etmiştir.

  Ayrıca; Sadece neşeli olaylarda değil, savaşlar gibi, ciddi toplumsal olaylarda da müzik icra edilmiş,

askerlere komut vermek ve onları cesaretlendirmek için müziğin gücünden faydalanılmıştır .

 Örneğin; İkinci Messene savaşı tüm zorluğuyla devam ederken,

ozan Tyrtaios tarafından bestelenen savaş şarkıları Spartalıları bu savaşa girmek için cesaretlendirmiştir .

  Ayrıca, eski Yunan Uygarlığında;

  Platon, çobanların syrinks (panflüt) adı verilen enstrumanları kullanarak sıkıntılarını giderdiklerini belirtir  .

 Eski Yunan Uygarlığında; Oyun başlamadan önce, salpinktesler enstrümanlarına üfleyerek,

oyunu izlemeye gelen seyircilerin susmasını sağlamıştır.

 Başta Herodotos Tarihi yazılı eseri olmak üzere, müzikle ilgili bu bilgileri edinmemize rağmen,

maalesef Ney enstrumanı ile ilgili bir bilgiye rastlamadık.

 Ancak, Eski Yunan Uygarlığında Neyden önce kullanılan bazı nefesli enstrumanları bilmekteyiz;

 

 

Aulos :

 Eski Yunancada kamış ya da boru anlamına gelen aulos, icra edilen en önemli nefesli çalgıdır.

 Çoğu modern kaynakta flüt ya da kaval olarak nitelendirilse de onlarla benzerlik göstermez.

Ağızlığı kamıştan yapılmış, gövdesi ise farklı hayvan kemiklerinden, ağaçtan veya metalden olabilen aulos,

her biri bir elde tutulmak kaydıyla iki ana parçadan oluşmaktadır.

 Aulos, tipik bir doğu kökenli müzik enstrümanıdır.

 Söz konusu müzik aletinin icadı ise Yunanlılar tarafından tanrıça Athena'ya atfedilmektedir.

Mitolojiye göre Athena, aulosu icat etmiş, fakat çalarken yanaklarının şişip, yüzünün çirkinleştiğini görünce de bu müzik aletini bırakmıştır.

 Aşağıdaki resimde Aulos enstrumanını görmektesiniz.

 Aulos

 

 

Syrinx ( Panflüt ) :

  Syrinx, aulostan sonra Yunan toplumunda en fazla tanınan enstrümanlardan biridir

 Farklı uzunlukta ve genişlikte kesilen, bu sayede farklı notalar elde edilen enstrüman, tıpkı bir sal gibi yan yana dizilerek birbirine monte edilmiştir.

  Yan yana dizilen kamışlar üzerinde aulosta olduğu gibi parmak delikleri mevcut değildir.

 Yan yana getirilmiş kamışların içerisine eritilerek dökülen balmumu sayesinde farklı notalar elde edilebilmekteydi.

  Yapımının kolaylığı ve kullanımının yaygınlığı sayesinde en ilkel toplumlardan günümüze kadar gelebilmeyi başarabilmiştir.

  Aşağıdaki resimde Syrinx ( Panflüt ) enstrumanını görmektesiniz.

  Syrinx

 

 

Salpinx (Borazan) :

  Üflemeli bir çalgı olan salpinx, silindir şeklinde ince bir metal borudan oluşmaktaydı.

  Bu özelliği ile günümüzde kullanılan borazanın ve trompetin de atası sayılmaktadır.

 Özellikle sesinin gürlüğü, kalabalıklara uzak mesafelerden komut verebilme imkanı sağlamıştır.

  Bu özelliği nedeniyle, neredeyse modern zamanlara kadar ordular tarafından kaçınılmaz bir işaret enstrumanı olarak kullanılmıştır.

  Söz konusu enstrümanın, diğer romantik enstrümanlar gibi, yumuşakça çalındığına işaret eden antik kaynaklar da mevcuttur.

  Salpinktes, bir eliyle enstrümanı çalarken diğer elini göğsünün altına veya kalçasına koyardı.

  Bu hareket muhtemelen enstrümanın zor olan çalınmasını olanaklı kılmak içindi.

  Aşağıdaki resimde, farklı tonlarda Salpinx enstrumanını görmektesiniz.

Salpinx

  Kaynaklar :

  T.C. SÜLEYMAN DEMİREL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ TARİH ANABİLİM DALI

  ESKİ YUNAN DÜNYASINDA MÜZİĞİN KULLANIM ALANLARI

  Yazan, Mesut KINACI : YÜKSEK LİSANS TEZİ

  Eski Yunan Dünyasında Müzik ve Müzisyenler

  Yazar: Mesut KINACI

 Ney enstrumanının bu nefesli enstrumanlardan sonra bulunduğunu düşünüyoruz.

 Zira bu tarih kitaplarının hiç birinde Ney enstrumanına yer verilmemiştir.

 Sadece varsayım olarak,

 Ney sazını, ilk olarak uygarlık beşiği Mezapotamya'da (Dicle ile Fırat nehirleri arasındaki bölge) Sümerler kullanmıştır diyebiliriz.

Sümerler, tarih itibariyle Milattan Önce 3500-2000 yılları arasında hüküm sürdüğüne göre Neyin kökeni M.Ö 3000 li yıllara dayanıyor..

 Mısırlı tarihçiler ise Ney'in icadını Tanrı Osiris'e (Mısır'da ilk dönem zamanı, ölümsüz yaşam için diriliş Tanrısı) dayandırırlar.

 Mısır'da Neylerin doğru tutularak üflenenlerine Mam, eğri tutularak üflenenlerine de Sebi adını vermişler.

Mısır uygarlığında çifte Neylere de rastlanmış. Bu çeşit Ney'leri kadınlar çalarlarmış.

  Tevrat'ta da adı Hagub olarak bahsedilen bir tür Ney belirtilmektedir.

 Milattan Önce 1249' lu yıllarda Şan-Kiyen'in Çin'e götürdüğü söylenen çift borulu bir düdük çalgısı vardır.

Bu çalgı halen günümüzde Orta Asya'da kullanılmaktadır.

Koş-Ney adı verilen bu Ney başka bir ifade ile bildiğimiz Neyin atasıdır.

KOÞNEY

 Tarihte, Uygurlara (Kuruluş:744) ait çeşitli kabartmalarda da Ney figürlerine rastlanır.

 Aşağıdaki Gravürde, Uygurlardan kalma olduğu düşünülen bu eserde Han Selamlamasını görmektesiniz.

  Uygurlarda Ney

 Ayrıca Kaşgarlı Mahmut, Divânu Lügati't-Türk (1072-1074 yılları arasında yazılan eserdir ) adlı eserinde Ney enstrumanından, Nay-i Turki diye bahseder.

 Bilinen en eski dört adet Ney, bugün The University of Pennsylvania Museum of Archaeology'de sergilenmektedir.

The University of Pennsylvania Museum of Archaeology bölümü ile uzun süren yazışmalarımız sonunda âcizane bu en eski Ney resimlerini sizlere sunmaktayız.

  Görmüş olduğunuz Ney resimleri ilk kez, www.neyzenim.com web-sitemizde yayımlanmaktadır.

Bu resimleri diğer web-sitelerinde, forum sayfalarında görürseniz kesinlikle sitemizden kopyalandığından emin olabilirsiniz.

  Resimlerin telif hakları saklıdır.

 Aşağıda görmüş olduğunuz Ney, 5 perdeden oluşuyor.

Aşiran perdesi olarak ifade edilen ve Mi, Fa seslerini çıkartan arka perde açılmamış.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Bilinen en eski Neyin detaylarını aşağıda sunuyoruz:
Accession numbers : 1902-58,a
'Flutes (2) (Nays)'
Egyptian
Date: ?
Description: Reed with seven holes
Credit Line: Gift of Mrs. William D. Frishmuth, 1902
Size: L. 23'
L. 2' 5 3/4'
Deaccessioned: Given to the University Museum 1/7/52

 Aşağıda gördüğünüz Neyin de baş kısmı kesilmiş ya da zarar görmüş.

Ön kısmında da altı perde olması nedeni ile günümüzde kullandığımız Ney enstrumanına daha yakın.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.

 Aşağıdaki resimde yine Mısır'lılardan kalma bir Ney görmektesiniz.

En çok kullanılan Kız Neyden daha büyük bir Ney.

  Mansur Ney olma ihtimali yüksek.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 

 Aşağıdaki resimde yine Mısır'lılardan kalma bir Ney görüyorsunuz.

Başpare o zamanlar olmadığı için Baş kısım traşlanmış.

 Günümüzde de Arap Neyzenler bu tarz Neyler üflerler (Başparesiz).

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Bu Neylerin arkasında Aşiran perdesini göremiyoruz.Kanımca olmaya da bilir.

İlk zamanlarda zaten başpâre kulanılmıyordu.

Zamanla ısının da etkisi ile Neylerde eğilmeler de olmuş, bu normal tabi.

 Ney boğumları arasındaki mesafe oldukça uzun.

Günümüzde bu boğumların arası sık olan Kargı Kamışları tercih edilmektedir.

Bu neylerin hangi zamandan kaldıkları kesin olarak bilinmemektedir.

 

 

 Türkler M.S. 751 Talas Savaşı'ndan sonra Müslümanlığı gönüllü olarak kabul etmişlerdir.

Ancak Ney, Xlll. yüzyıldan itibaren İslâm Aleminde önem kazanmıştır. Şüphesiz bunda Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî 'nin önemi büyüktür.

 Farabi, Onuncu yüzyılın ikinci yarısında müzik biliminde ilk Türk Nota sistemini, Ebced Notası olarak kullanmıştır.

1124 den sonraki yıllarda da Karahitayların (Doğu Karahanlılar) "Ayalgu" dedikleri kendilerine has bir nota yazısı geliştirip kullandıklarını sanıyoruz.

Bu nota düzeni şimdi kullandığımız nota sisteminden farklıdır.

 Karahitayların (1124-1211) Neyi, Orta Asya' da eskiden beri kullandıklarını ve hatta onu tıpkı bir yan flüt gibi çaldıkları,

Gıyaseddin Nakkaş Hocanın Seyahatnâmesinde belirtiliyor.

Asteklere ait Ney

 

 Meksika civarında yaşayan Astekler de törenlerde Ney benzeri çalgılar kullanmışlardır.

Neyin buralara kadar gelme ihtimali ise Orta Asya 'dan, Alaska'ya yapılan göçler olabilir.

Aslında o enstrumanlar Neye hiç benzemiyor bu sadece bir görüştür.Tarihçilerimize saygı duyuyoruz.


 

 

 Sümerlere (M.Ö. 3500 - 2000) ait kazılarda bulunan Ney ve Ney çalanlarını simgeleyen kabartma heykeller günümüzde yine Philadelphia Müzesinde sergilenmektedir.

 Mutasavvuf Ferittin-i Atar ise Neyin kökenini Hazreti Muhammed'in devrine dayandırır.

Hazreti Muhammed, damadı olan Hazreti Ali'ye bir gün bazı mânevi sırlardan bahsetmiş ve sır olarak aralarında kalmasını söylemiş.

Hazreti Ali de ağzını tutamamış ve gitmiş bir kuyunun içerisine bu sırları haykırmış.

  Allah, o kuyuda uzun bir kamış yaratmış ve bir gün deve otlatan bir çoban bu kuyudaki kamışı görünce kesmiş ve bir Ney yapmış.

Peygamber efendimiz çobanı Ney üflerken görmüş ve dinlemiş.

Efendimiz, Neyin melodi olarak söylediği sırları kamıştan duymuş ve damadına : "Sen Kuyuya sırlarımızı anlattın mı" diye sormuş.

Hazreti Ali de anlattığını itiraf etmiş.

Mutasavvuf Ferittin-i Attar'ın kitabında yazan hikayeyi tema olarak meşhur Midas'ın Kulakları Efsanesine benzetebiliriz.

 

 Minyatür ve Gravürlerde Ney;

 Minyatür ve Gravür örnekleri de bize Ney hakkında bilgiler veriyor.

 Topkapı Sarayı Müzesi'nde özellikle Hayreddin Paşa'nın yazmış olduğu Süleymannâme adlı eserde,

Nakkaş Osman'ın hazırlamış olduğu Surnâme adlı eserde farklı kitaplar, albümler ve levhalar içerisinde toplam 13.533 adet minyatür bulunmaktadır.

Sadece minyatürler, 451 cilt kitap ve albüm içerisinde toplanmıştır.


 Aşağıdaki minyatürde 1558 yılında yapılan ve Süleymannâme adlı eserde bulunan minyatür örneğini görmekteyiz.

 Süleymannâme, Kanuni Sultan Süleyman'ın tahta çıkışından 1558 yılına kadar olan olayları anlatan bir sanat eseridir.

Süleymannâme'de 69 adet minyatür bulunmaktadır. Eserin yazarı Fethullah Arif Çelebi'dir.

 Neyin uzunluğu yaklaşık olarak 60-65 cm olarak tahmin edilmektedir.

Her iki Neyzen de Neyleri sağ el üstte olacak şekilde üflüyor.Her iki Neyin de başparesini görebiliyoruz.

 Bu minyatür,Topkapı Sarayı Müzesinde bulunmaktadır.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Klasik Dönem Osmanlı minyatür sanatının en önemli yapıtlarından birisi de Surnâme'dir.

Surnâme'nin konusu Sultan 3.Murat'ın oğlu Şehzade Mehmet sünnet töreni için hazırlattığı muhteşem düğündür.

Yabancı ülke temsilcilerinin de davet edildiği ve dünya ülkelerine İmparatorluğun kudretini göstermek amacıyla bu düğün 52 gün sürmüştür.

Surnâme, 1582 yılında Sultan 3.Murat Han için hazırlanmıştır.

Nakkaş Osman ve ekibi tarafından 250 minyatürle yapıldığı kayıtlara geçen eserin bazı sayfaları eksiktir.

Alttaki minyatürde Neyzen ve diğer enstrumantistleri görmektesiniz.

(Topkapı Sarayı Müzesi İntizami Surname-i Hümayun)

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Aşağıda gördüğümüz minyatür de aynı şekilde İbrahim Paşa Sarayında sünnet düğününden bir örnek mevcut.

Minyatürde düğün ile ilgili gösteriler sunan ve meydanda müzik yapan bir topluluk görülüyor.

 Minyatürde iki adet Neyzen bulunmaktadır.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Lala Mustafa Paşa ve müzisyenleri alttaki eserde görmekteyiz.

Mustafa Ali'nin Nusretname adlı eserinde bu minyatür mevcuttur.

Lala Mustafa Paşa'nın doğu seyahatinde Konya'da mola vermesi sırasında yapılan minyatürdür.

Eser halen Topkapı Sarayı Müzesinde bulunmaktadır.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Aşağıdaki minyatürde, Okmeydanı'nda Sultan Üçüncü Ahmet'in huzurunda müzik yapan bir grup müzisyeni görüyoruz.

 Neyzenler, diğer minyatürlerden farklı olarak başlarına Sikke de giymişler.

Yalnız bu müzik grubu, Mevlevi Klasik Saz topluluğu olarak düşünülmemelidir.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


  Aşağıdaki eserin Ney ile ilgisi olmasa da önemli bir gravür örneği olduğu için sunumunu yapmaktayız.

 Süleymaniye Kütüphanesi'nde (İstanbul'da) yer alan bu eser,

Osmanlı görsel kültürün toplumsal korkuları ve beklentileri doğrultusunda çeşitlendirilmesini gösteriyor.

 Eserde gördüğünüz gibi kıyamet gününde İsrafil meleğinin Sur Borusunu üflemesi betimlenmiş.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 Alttaki eserde ise Levni'nin müzisyenlerden oluşan bir minyatürünü görmekteyiz.

 Dört bayandan oluşan bu eserde gördüğünüz üzere, zurna, pan flüt, tanbur ve daire adlı enstrumanlar kullanılmış.

 Eser 1720-1730 yıllarında yapılmış bir Levni klasiğidir.

Topkapı Sarayı Müzesinde sergilenmektedir.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.



 Aşağıdaki minyatürde gördüğünüz gibi iki adet Neyzen mevcut.

Neyzenlerin, iki eli de Neyin perdelerinin üzerindedir.

Neyleri, sanki klarnet çalar gibi düz tutmuşlar.

Minyatürün boyutu 8x6,4 cm civarındadır.

 Bu minyatüre yazma adı Külliyati Kâtibi olan ve kasidelerden oluşan külliyatta rastlıyoruz.

Külliyati Kâtibi , 271 sayfadan oluşmaktadır.

 Minyatür, Sultan'ın maiyeti ile eğlenmesini gösteriyor.

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.



 Topkapı Sarayı Müze Kütüphanesinde R.989 yazma adı :

Külliyatı Katibi, yazarı Şemseddin Muhammed B.Abdullah Nişapuri burada Çeng, Def ve Ney sazlarını görmekteyiz.

(Alttaki Resim)

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 1500 lü yıllarda da Viyana-Avusturya Ulusal Kütüphanesinde bulunan at Codex Vindobonensis adlı kitapda bir Kadın Neyzen Gravürü vardır.

(Alttaki Resim)

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 

 İstanbul'un Fethinden sonra Orientalist Ressamlar da Ney, Neyzen ve Semazenlerden etkilenmişlerdir.

Aralarında tambur, def, ud enstrumanlarını konu alan pek çok resimler yapmışlardır.

 İşte bu eserlerden bir örnek :

11 Mayıs 1824 - 10 Ocak, 1904 tarihleri arasında yaşamış Fransız ressam, heykeltıraş ve öğretmen, Jean Leon Gerome''ye ait olan

Whirling Dervishes (Semazenler) adlı tablosu :

 Resmin üzerine tıklayarak büyütebilirsiniz.


 

 Orientalist Ressamlardan Osmanlı Görüntüleri hakkında daha fazla resim sahibi olmak için Facebook/NEYZENİM GRUBU muzu ziyaret edebilirsiniz: FACEBOOK/NEYZENİM

 Ney sazı günümüzde Arap ülkelerinin hepsinde, Hindistan'da, İran'da, Orta Asya'da ve ülkemizde etnik saz statüsünü aşmış bir enstruman olarak kullanılan ve

hâla popülerliği ön planda olan bir enstrumandır.

 Son zamanlarda Klâsik Türk Müziği ve Tasavvuf Müziği icralarıyla kalmayıp,

Halk müziği, Pop müziği, Fantazi müzik tarzı ve çeşitli türdeki piyasa müzikleri olarak nitelendirdiğimiz türlerde,

dünya müzik türlerinde Reggae, Lounge, Chill Out müzik türlerinde de renk sazı olarak kullanılmaktadır.

 

Sayfa Başı

© www.neyzenim.com Neyzen Zeki Sözen