SÂLİM BEY [Neyzen Üsküdarlı] (1829?-5.7.1885=56?). Türk bestekârı ve neyzeni. Büyük bestekâr Hacı Fâik Bey'in (b. bk.) ağabeyidir. Üsktidar'da Ahmediyye'de Salı Tekkesi şeyhi Fethi Efendi'nin kızı Dürriye Hamm'la evlendi. Kızları Sâdiye Hanım'dır. Kayınpederi gibi Sâdî tarîkatine girdi. Fakat aynı zaman-da Mevievî ve Rifaî muhibbi idi. Genç yaşında Şeyh Said Dede'den ney öğrendi. Hocasına yetişmese bile, asrının büytik neyzenleri arasına girdi. Bilhassa mansûr ney çalmakta çok kudretli idi. Üsküdar mevlevî-hânesi neyzenbaşısı oldu. Bir yandan da mertluriyet yapıyordu. Ticâret Nezâreti müdürlerinden idi. Çok dindardı. 22 ramazan gecesi Üsküdar'da Sandıkçı Rifaî dergâhında neyle taksîm ederken sekte-i kalbden öldü. Tekkenin şeyhi Âbid Efendi hemen "ill'Allaah" diyerek zikr'i durdurdu. Sâlim Bey'in talebeîeri cesedi hemen yıkayıp mihrâb önüne yerleştirdiler ve şalla örttüler. Bütün dervişİer 70.000 defa Kelime-i Tevhîd okudular. Ertesi günü büyük cemâatle cenâze kaldırıldı. Salı Sâdî tekkesinin türbesine gömüldü (çoktan yıkılmıştır). Orta boylu, şişmanca, ağarmış top sakallı ve yakışıklı idi. Tanmmış mutasavvıf Osman Şems Efendi'nin 2 beyitli kıt'asmin son tarih mısraı: Çaldı Neyzen Mîr Sâlim, ömrünün son fashnı (1302). Mâruf §air Usküdarlı Tal'at'm 6 beyitli kıt'asının son tarih mısraı ise şöyledir: Demin tekmîl kıldî âh Neyzen Mîr Sâlim/âh (1302).
Sâlim Bey, tercî-i bend yazacak derecede şâirdi. Kayınpederinden sonra, zevcesinin küçük kardeşi Şemseddin Efendi, Saîı Tekkesi şeyhi olmuştur. Sâlim Bey'den 2 ya§ kadar küçük olan Fâik Bey, ondan be§ buçuk yıl sonra ölmüştür. Sâlim Bey'in mezar taşında, vefat ettiği gece zikr'de bulunan Osman Şems Efendi'nin kıt'ası yazılı idi. Mezar taşı tahrîb edilmiştir ve bugün yoktur. O geçe dergâhta taksîm etmiş, Şehnâz'a geçtikten az sonra kalbi durmuştu. Diğer bir ney hocasının da Neyzen Oskiyan olduğu bilinmektedir. Hayli değerli neyzenin hocası da Sâlim Bey'dir. Biri Aziz Dede'dir. Saz eserleri güzeldir. Hicâz Peşrevi, bütün İslâm âleminde çok büyük §öhret yapmıştır. Hâlâ en meşhur Hicâz Peşrevi'dir. Eskiden bir sâzın meşkme ekseriya ya bu peşrevle veya Âsım Bey'in Râst Peşrevi ile başlanırdı. Enfes Muhayyer Peşrevi'ni ise Cemil Bey'in peşrevi gölgelemiştir. Şu parçaları zamanımıza kalmıştır:
1. Şevk-Efzâ Düyek İlâhî (Şerâb-Î aşk_ıle sekran bize 'Rifa'iler' derler, Nûrî), 2. Hisâr-Bûselik Semâî Şarkı (Ağlatma yeter, ey sebeb-î âhım_olan yâr), 3. Irak Düyek Şarkı (Hiç bilmiyordum ben senl5 2 kıt'a).-4. Bûselik-Aşîran Peşrevi (Çenber) ve 5. Saz Semâîsi, 6. Muhayyer Peşrevi (Devr-i Kebîr) ve 7. Saz Semâîsi, 8. Dügâh Peşrevi (Devr-i Kebîr), 9. Hicâz Peşrevi (Fâhte), 10. Isfahân Peşrevi (Düyek), 11. Evcârâ Saz Semâîsi, 12. Nühüft Saz Semâîsi.
Bibliyografya. Hamparsum-Mandoli, 309 (Muhay-yer P.), 493 (Hicâz P.), 309 (Muhayyer S. S.); Ergun, II, 498, 500, 502-3, 561; Ho§ Sadâ, 259-60; Arel, 380; Rehber-i Mûsikî, 42-3; Mecmû'a, Konya Mevlânâ Müzesi Küt., 2.193; Cemil Beşîr, el-Û'd, 113; İ. A. Gövsa, Türk Meşhurlan, 130a; Öztuna, 222b, 404b; Aynı Yazar, Türk Bestecileri, 69a; Nuhbe-i Elhân ve Sâzende gibi saz eseri mecmualarında ilgili makamlar; matbû fasıl mecmuaları; yazma notalar; TMA, II, 203a-b; TA, XVIII, 81a-b.
Yılmaz Öztuna Türk.Müz.ANS. C:2/s:257